New York Gezilecek Yerler

Dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan New York her köşesinde başka bir etkinliğe ev sahipliği yapan ve Amerika Birleşik Devletleri’nin en kalabalık metropolü olarak bilinen ticari ve kültürel merkezdir. Kimi ziyaretçiler sadece Broadway şovlarını izlemek için gelirken, kimileri ise özellikle alışveriş için New York’u tercih etmektedir. Şehir Özgürlük Heykeli, Empire State Binası, Brooklyn Köprüsü ve Central Park’ın yanı sıra tarihi mahalleleri ve sayısız dünyaca ünlü müzesiyle her daim ilgi odağı olmaktadır.

Özgürlük Heykeli

Özgürlük Heykeli Fransa’nın Amerika’ya bir armağanıdır. 1886 yılında inşa edilen dünyaca ünlü bu özgürlük sembolü aynı zamanda en büyük Amerikan ikonlarından biri olarak bilinir. Tabandan meşaleye kadar yaklaşık 46 metre uzunluğunda ve 204 kilogram ağırlığında olup dünyanın en büyük heykelleri arasında sayılmaktadır. Manhattan’ın güney ucunda bulunan Battery Park heykeli karadan görebilmek için en elverişli noktadır. Ancak heykeli yakından görebilmek adına Özgürlük Adası’na kısa bir tekne turu yapmak ve anıta yakınlaşabilmek çok daha anlamlı bir aktivite olacaktır. Tabanı etrafında dolaşmak, heykelin kaidesine girebilmek ve rezervasyonla taç bölümüne kadar çıkmak mümkündür. Özgürlük Heykeli turunda Ellis Adası’nda duraklayıp Göçmen Müzesi’ni ziyaret etmek seyahatinize ayrı bir renk katacaktır. Binlerce göçmenin ABD’ye giriş işlemlerinin yapıldığı tarihi bir göçmen istasyonu kompleksinde yer alan müze Birleşik Devletler yolculuğu sürecinde buraya gelen insanların deneyimleri ve hikayelerine odaklanmanın yanı sıra ziyaretçilerine göçmenlerin kayıtlarına ulaşabilecekleri bir bilgisayar veri tabanı da sunar. Özgürlük Heykeli ve Ellis Adası’na rehber eşliğinde turlar düzenlenmekte ve bu tur heykeli ve adayı kapsayacak şekilde üç saat süren bir deneyim olmaktadır.

Central Park

Central  Park’ın çapraz geçişli patikalarında yürüyüş yapmak ya da fayton gezintisine çıkmak New York seyahat planlarında bir zorunluluk olarak listede yer alır. Kış mevsiminde ise Wollman Pisti’nde buz pateni yapmak oldukça revaçta olan aktivitelerden sayılır. Şehrin merkezinde yer alan yaklaşık 4 kilometre uzunluğundaki bu muazzam büyüklükteki park New York’u böylesine güzel ve yaşanabilir bir şehir haline getiren noktalardan biri olmaktadır. Central Park doğanın tadını çıkarmak için eşsiz bir yer olmanın yanı sıra sınırları dahilinde Belvedere Kalesi, Çilek Tarlaları, Central Park Hayvanat Bahçesi ve Göl’ün de dahil olduğu bir çok ilgi çekici merkeze de ev sahipliği yapmaktadır.

Rockefeller Merkezi ve Top of the Rock Seyir Terası

Manhattan’ın ortasında yer alan Rockefeller Merkezi NBC-TV ve radyonun yanı sıra birçok medya kuruluşuna ev sahipliği yapan geniş bir eğlence ve alışveriş kompleksidir. Kompleksin merkezinde Top of the Rock Seyir Terası ile Manhattan’ın muhteşem manzarasını gözler önüne seren ve Art Deco bir gökdelen olan 70 katlı Rockefeller Plaza yer alır. Güverte 67. 69. Ve 70. Katları kapsamakta, kapalı ve açık alanlarıyla gündüz veya gece şehrin muhteşem manzaralarını ziyaretçilerine sunmaktadır. Kış mevsiminde kule tabanında yer alan açık paten pist de ziyaretçilerin ilgisini çeken bir diğer noktadır. Şükran Günü’nden sonra pistin önüne devasa bir Noel ağacı dikilir ve tatil sezonu boyunca kompleks aydınlatılır. Ayrıca Uluslararası Bina’nın önünde de Atlas’ın meşhur bronz heykeli yer almaktadır.

Metropolitan Sanat Müzesi

Metropolitan Sanat Müzesi yaygın adıyla MET 1870 yılında kurulmuştur ve Amerika Birleşik Devletleri’nin en ünlü müzelerinden biri olarak bilinmektedir. Met’in kalıcı koleksiyonu 5bin yıllık bir döneme yayılmış iki milyondan fazla sanat eserini içerir. Müzenin üç bölümü olmasının yanı sıra en önemli kısım Met Fifth Avenue’dur. Koleksiyonun önemli noktaları arasında Amerikan dekoratif sanatları, armalar ve zırhlar, kostümler, Mısır sanatı, müzik aletleri, fotoğraflar ve çok daha fazlası yer alır ve düzenlenen sergilerle dünyanın en ünlü eserlerinden bir kısmı halkın beğenisine ve ilgisine sunulur. Manhattan’ın kuzeyinde Fort Tryon Park’ta yer alan The Met Cloisters oldukça popüler olan bir New York müzesidir. Metropolitan Sanat Müzesinin bir alt kuruluşu olan bu seçkin yapı orta çağdan kalma manastırlar, şapeller ve salonlardan meydana gelmekte ve Avrupa’nın ortaçağ sanatına ve mimarisine odaklanmaktadır.

Broadway ve Tiyatro Bölgesi

New York Şehri ziyaretinde bir Broadway gösterisine katılmak mutlaka yapılması gerekenler listesinde başı çekmektedir. En son güncel şovları takip etmek ve uzun süredir devam eden klasikleri izlemek için ideal bir yer olan Broadway Amerikan tiyatrosunun zirvesi olarak düşünülmektedir. En popüler ve revaçta olan şovları izleyebilmek için ise biletlerin önceden alınması tavsiye edilir. Ayrıca Tiyaro Bölgesinde bulunan trafiğe kapalı meşhur Shubert Alley ara sokağı Shubert ve Booth oyun evlerine de ev sahipliği yapmaktadır. A Chorus ine Müzikali Shubert oyun evinde 6137 gösteriye imza atmış, Oklahama Müzikali ise sokağın hemen aşağısında bulunan St. James oyun evinde 1941 yılında sahneye konmuştur. Birçok ünlü aktörün buluşma noktası olan Sardi restoranının yanı sıra 1921 yılında Irving Berlin’in Müzik Kutusu Revüsü’nü sahnelediği Müzik Kutusu Tiyatrosu’nun da dahil olduğu diğer efsanevi mekanlar da bu bölgede yer alır.

Empire State Binası

Empire State Binası New York’un en önemli simgesel yapılarından biri olarak kabul edilmektedir. 381 metre yüksekliğindeki 102 katlı bina, 41 yıl sonra inşa edilen Dünya Ticaret Merkezi kulesinin yükselişine kadar şehrin en yüksek binası olarak sayılmaktaydı. Tepesinde hava gemileri için demirleme direği bulunan bina 1931 yılında açıldığında New York için bir sembol haline gelmiştir. Empire State Binası’nın üzerinde muhteşem manzaralar sunan iki gözlemevi bulunur. Berrak havalarda komşu eyaletler olan New Jersey, Pennsylvania, Connecticut ve Massachusetts’e kadar olan mesafeyi görmek mümkün olmaktadır. 86. Kat Gözlemevi şehrin en yüksek açık hava gözlem güvertesi olarak bilinir. Yüksek hızlı otomatik asansörlerle ulaşılan bölgede kış aylarında ısıtılan, yaz aylarında ise soğutulan camlarla çevrili bir alan ve geniş açık hava gezinti yolları bulunmaktadır. Aşağıdaki kalabalık sokaklardan yaklaşık 380 metre yukarıda yer alan 102. Kattaki En Üst Güverte ise ziyaretçilerini şehrin olağanüstü manzarasıyla büyülemektedir.

Ulusal 11 Eylül Anıtı ve Müzesi

Bir zamanlar Manhattan siluetine hakim olan Dünya Ticaret Merkezi ikiz kuleleri 11 Eylül 2001 tarihinde trajik bir şekilde yok edilmiştir. İkiz kulelerin bulunduğu yerde şimdilerde her biri bir dönümlük kare şeklinde yansıtma havuzları yer almaktadır. Ulusal 11 Eylül Anıtı olarak bilinen bölge 11 Eylül 2001 yılındaki saldırıların sonucu hayatını kaybeden yaklaşık 3 bin kişinin ve ayrıca Şubat 1993’deki Dünya Ticaret Merkezi bombalamasında öldürülen altı kişinin anısına gösterilen bir saygı ifadesidir. Ağaçlar ve çimenlerle çevrili olan gömme havuzlardaki sular dipsiz kare kuyulara akmaktadır. Ayrıca Kuzey Amerika’nın en büyük yapay şelaleleri olarak bilinen havuzların çevresinde saldırılar sonucu hayatını kaybedenlerin isimlerini içeren bronz paneller de bulunur. 11 Eylül Müzesi ise iki havuz arasında muhteşem bir cam binada yer almaktadır. Müzede 11 Eylül hikayesinin yanı sıra sonuçlarını ve etkilerini içeren eserler, fotoğraflar ve videolar da gözler önüne serilmektedir. Yapı Dünya Ticaret Merkezi’nin kalıntıları etrafında inşa edilmiş ve yeni müze binasında eski yapılar olağanüstü bir şekilde bir araya getirilmiştir. Anıt ve müze Greenwich Caddesi’ndeki Özgürlük Kulesi’nin güney tarafında bulunur. Greenwich Caddesi’nin karşı tarafındaki bu bölgede görülmeye değer bir diğer nokta da Oculus Plaza’yı da barındıran Westfield Dünya Ticaret Merkezi’dir. Bina özelikle beyaz kanatları ve uzay gemisi benzeri görünümünün yanı sıra lüks mağazalarıyla da dikkat çekmektedir.

High Line Parkı

New York’ta heyecan uyandırıcı yeni bir cazibe merkezi olan High Line şehir sokaklarının üstünde yürüyüş yoluna dönüştürülen eski bir demiryolu hattıdır. Çizgisel bir kamu parkı olan alan çeşitli bitkiler ve ağaçlarla donatılmıştır ve şehrin olağan üstü manzarasını gözler önüne sermektedir. Manhattan’ın Batı Yakası’ndaki bu vaha güney ucunda Gansevoort Caddesi’nden kuzey ucundaki Batı 34’üncü Cadde’ye kadar 10. Avenue’ye paralel olarak uzanır. Rota boyunca park alanına bazıları yalnızca merdiven çıkışlı, bazıları ise asansör erişimine açık noktalardan ulaşmak mümkündür. High Line sokak seviyesinin sadece iki ya da üç kat yukarısında olmasına rağmen şehrin mimarisine ve manzarasına yepyeni bir perspektif sunar. Güzergah boyunca banklar ve enstalasyon sanat eserleri göze çarpmakta, güney ucun yakınında ise tribün tarzında, şehre bakan cam duvarıyla bir oturma alanı yer almaktadır. Parkın güney bölümünde kaliteli yemekleri tadabileceğiniz şık restoranlarıyla Meatpacking Bölgesi bulunur. En güneydeki erişim noktası ise Whitney Amerikan Sanat Müzesi ile bitişiktir. 16. Cadde erişiminden çıkış yapıldığında restoranların ve özgün mağazaların yer aldığı, eski bir Nabisco fabrikasının alanına kurulmuş Chelsea Market’e kısa bir yürüyüş sonucunda varmak mümkündür.

Times Meydanı

Büyük, parlak ışıklı reklam panolarıyla ve ekranlarla çevrili Times Meydanı akşamları en çok ziyaret edilen ancak günün herhangi bir saatinde de heyecanlı atmosferini yitirmeyen bir buluşma noktasıdır. New York’un yılbaşı kutlamalarının da yapıldığı mekan olan bu gösterişli meydan her daim yoğun ve kalabalık olmasına karşın kendi benzersiz cazibesine sahiptir. Bir uçtan diğer uca kurulan açık tribünler de ufak molalar vermek için idealdir.

Brooklyn Köprüsü

Gotik tarzındaki kemerleri ve süspansiyon kabloları ile Brooklyn Köprüsü kentin en tanınmış simgelerinden biri olmasının yanı sıra nesiller boyunca şairler, söz yazarları ve ressamlara da ilham kaynağı olmuştur. Manhattan’dan Brooklyn’e kadar uzanan bu tarihi köprünün yapımı 1883 yılında tamamlanmıştır ve dünyanın ilk çelik süspansiyon köprüsü olmuştur. Feribot turlarından ya da Manhattan’ın doğu yakasından rahatlıkla görülebilen köprüde yalnızca yayalara ve bisikletlilere açık olan ahşap geçitte yürüyüşe çıkmak ise yapılması gerekenler listesinde mutlaka yer almalıdır. Köprünün üstünde yer alan bir görüntüleme platformunun bulunduğu sütuna gidilerek granit kulelerden birini yakından görmek mümkün olmaktadır. Köprü üzerinde bisiklet sürmek başka bir seçenek olsa da yaya trafiğinin yoğunluğu dolayısıyla çoğu zaman zorlayıcı olabilmektedir.

Beşinci Cadde

Amerika’nın en ünlü alışveriş caddelerinden biri olan Beşinci Cadde birçok tanınmış tasarımcının seçkin mağazalarına ev sahipliği yapan ve New York’un önde gelen popüler bölgelerindendir. Cartier, Tiffany, Bergdorf-Goodman, ünlü Apple Store Fifth Avenue ve tabii ki Saks Fifth Avenue gibi pek çok seçkin marka bu lüks caddede sıralanmaktadır. Central Park’ın güney çıkışından New York Halk Kütüphanesi’ne kadar olan veya 60. ve 40. Sokaklar arasında yer alan bölgenin keşfedilmesi özellikle tavsiye edilmektedir.

Grand Central Terminali

Grand Central olarak da adlandırılan Grand Central Terminali harika bir Beaux Arts örneğidir. Bina 1913 yılında metro ve tren istasyonu olarak açılmıştır. Dışarıda sıra sütunlarla donatılmış cepheleriyle 42. Sokak ve binanın tepesindeki heykel özellikle dikkat çekici noktalardandır. İçeride ise terminal salonuna yukarıdan bakabileceğiniz Büyük Merdiven’in yanı sıra göksel bir sahneyi tasvir eden tavan da göze çarpmaktadır. Ayrıca terminal mağazalar ve restoranlar bakımından geniş bir yelpazeye sahiptir.

One World Observatory

Yeni inşa edilen Özgürlük Kulesi binasının tepesinde yer alan One World Gözlemevi yaklaşık 540 metre yükseklikteki 100, 101 ve 102. katlarından şehrin muhteşem manzarasını gözler önüne seren bir gözlem güvertesidir. Yukarıya ulaşmanızı sağlayan asansör ise başlı başına bir cazibe noktasıdır ve yükseldikçe asansörün etrafını çevreleyen paneller New York’un nasıl kırsal bir araziden günümüz metropol yapılanmasına dönüştüğünü göstermektedir. Kentin dört bir yanından görülebilen bu cam bina Manhattan siluetinin benzersiz bir parçasıdır ve açıları dolayısıyla çok farklı bir görünüme sahiptir. Öyle ki binanın tabanından yukarıya doğru bakıldığında kule piramit şeklinde görünmektedir.

Frick Collection Müzesi

Frick Koleksiyonu New York müzeleri söz konusu olduğunda ambiyans bakımından listenin başında gösterilmektedir.  Henry Clay Rick tarafından kendi sanat koleksiyonunu sergilemek için inşa ettirilen bina 1900’lü yılların başından beri konağa ve orijinal koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır. Resim, porselen ve mobilyalardan meydana gelen koleksiyon toplamda 16 galeride ziyaretçilerin beğenisine ve ilgisine sunulur. Monet, Bellini, Rambrandt, El Greco ve diğer bir çok ünlü sanatçının eserleri bu galerilerde sergilenmekte ve koleksiyonlar dönem, sanatçı veya ülke bazında kategorize edilmeden rastgele bir biçimde düzenlenmektedir. Odalar tropikal bitkilerin ve merkezi bir süs havuzunun yer aldığı Garden Court’u çevrelemektedir.

New York Halk Kütüphanesi

New York Halk Kütüphanesinin merkez şubesi Beaux Arts tarzında Carrere & Hastings mimarları tarafından tasarlanmıştır. Etkileyici odalara sahip olan kütüphane yıllar boyunca pek çok filmde ve televizyon programında da mekan olarak kullanılmıştır. Halka arasında merkez şube olarak bilinse de aslında şubenin adı Stephen A. Schwarzman binasıdır. 1911 yılında açılan kütüphane Ana Okuma Odası’nın yanı sıra 10 bin güncel derginin yer aldığı Süreli Yayınlar Odası’na da ev sahipliği yapmaktadır.

Wall Street

Dünyaca ünlü Wall Street sokağı Broadway’den South Street’e kadar sekiz şehir bloğu boyunca uzanmaktadır. Bu cadde ve civarındaki alan New York Menkul Kıymetler Borsası, NASDAQ ve New York Ticaret Borsası da dahil olmak üzere dünyadaki en önemli borsalara ev sahipliği yapar. Ayrıca Trinity Kilisesi ve Federal Hall Müzesi’nin yanı sıra Broadway Bowling Green’de bulunan Charging Bull Heykeli finans bölgesindeki en popüler turistik merkezlerden sayılmaktadır.

Radio City Music Hall

Rockefeller Center’ın gölgesinde dünyaca ünlü bir eğlence mekanı ve bir şehir simgesi olarak bilinen Radio City Music Hall 1932 yılından günümüze kadar bir çok müzikale ve Rockettes dans grubuna ev sahipliği yapmaktadır. Bina 1930’lu yıllarda Rockefeller tarafından finanse edilerek inşa edilmiştir ve zamanının en büyük kapalı tiyatrosu olarak sayılmaktadır. Günümüzde ise mekan Grammy Ödülleri ve Tony Ödülleri de dahil olmak üzere birçok önemli etkinliğe kapılarını açmaya devam etmektedir.

Aziz Patrik Katedrali

Bronz kapıları, beyaz mermer cephesi, gül penceresi, Büyük Org’u ve 2400 kişilik kapasitesinin yanı sıra Pieta heykeli ile Aziz Patrik Katedrali New York’un en başarılı Gotik Uyanış örneklerinden biri olarak sayılmaktadır. Her yıl inanların ve turistlerin dahil olduğu milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yapar. Bina 1879 yılında inşa edilmiştir ve 200 milyon dolar harcanarak günümüze kadar kapsamlı ve özenli bir şekilde restore edilmiştir.

Carnegie Hall

Carnegie Hall 1891’de New York’un ilk büyük konser salonu olarak açılmıştır. Açılış gecesini gerçekleştiren Tchaikovsky’nin yanı sıra Leonard Bernstein ve The Beatles gibi ünlü sanatçılar dünyanın en iyi akustiğine sahip olduğu söylenen bu salonda birçok konser vermiştir. Performansları izlemek dışında rehber eşliğinde düzenlenen turlara katılmak da salonun keyfini çıkartmak için ideal bir seçenektir. Tur salona kapsamlı bir bakış açısı sunmakta, mimarisine yönelik detaylı bilgiler vermekte, yıllar boyunca sahne alan sanatçıları tanıtmakta ve Rose Müzesi’nde sona ermektedir.

Bryant Park

Bryant park 1989 yılında kentsel bir vahaya dönüştürülene kadar adeta bir suç mahalli olarak nam salmıştır. Zamanla bu alan şehir tarafından iyileştirilmiş, vatandaşların ve turistlerin uğrak noktası haline getirilmiştir. Park  bir çok anıt heykelin yer aldığı bahçelerin yanı sıra  popüler bir nokta olarak bilinen Le Carrousel atlıkarıncasını da barındırır. Oyun alanında satranç tahtaları, dama ve tavla panoları makul bir ücret karşılığında ziyaretçilere sunulmaktadır. New York Halk Kütüphanesi’nin bitişiğinde yer alan parkta oyun alanlarına dahil olmanın dışında yürüyüş yapılabilmekte ya da diğer oyuncuları izleyerek rahatlamak mümkün olabilmektedir.

Bilmeniz Gerekenler